Thursday, March 11, 2010

1den 2ye, Protoss

Protoss

Kaynak yönetimi/Bina yapımı/Birim üretimi:

Bu konularda protoss neredeyse tamamen aynı. İşçileri Probe, bina yapmak istediklerinde binaları sahaya ışınlıyorlar ve bu işlem başlatıldığı gibi probe gönlünce çalışmakta özgür. Binaların hâlâ pylon alanlarında yapılmaları gerekiyor. Birimler de binalar seçilerek yine sahaya ışınlanıyor. Tabi bazı değişiklikler var. Öncelikle artık Nexus’un enerjisi var (kalkandan ayrı) ve 25 puanlık enerji kullanarak bir binayı hızlandırabiliyor. Işınlanmakta olan binaların daha hızlı gelmesini sağlayamıyorsunuz, ancak 20 sn boyunca gelmiş bir binanın üretim ya da araştırmasını %50 hızlandırıyorsunuz. Bu başlarda hızlı işçi üretimi, rush için daha hızlı asker demek, daha ilerlerde de yine özelikle carrier ya da colossus gibi uzun sürede gelen birimlerin gelişini hızlandırabiliyor. Kısacası oyunun başından sonuna yararlı bir özellik, tabi unutmayıp kullanırsanız. Bunun dışında shuttle’ın yerine gelen Warp Prism, gerektiğinde psionic matrix alanı (pylon’un yarattığı) yaratabiliyor. Son olarak bir de Gateway için Cybernetic Core’dan yaptığınız bir araştırma ile Gatewaylerinizi Warp Gate’e çevirebiliyorsunuz. Bunu yaptığınızda, Gateway’den çıkan birimlerinizi çok daha hızlı bir şekilde bir psionic matrix alanına ışınlama gücünü kazanıyorsunuz. Bu yöntemde birimleri sıraya sokmak mümkün değil ve aynı anda tek birim ışınlayıp, bu sırada diğer birimler için de beklemeniz gerekiyor. Ancak bunu warpgate’lere özel bir kısayol koyarak kolaylaştırmışlar. W tuşuna bastığınızda otomatik olarak tüm warpgateleri seçiyorsunuz, böylece istediğiniz birimden elinizde hazır warpgate sayısı kadar ışınlayabiliyorsunuz.

Birkaç değişiklik dedim ama anlatması uzun sürdü. Zaten oyun açısından getirdikleri de “küçük” diye atılacak türden değil. Birçok değişik taktiğe izin veriyor bu değişiklikler. Ama onlara girersek çıkamayız, o yüzden birim ve binalara geçelim.

Teknoloji ağacı az çok aynı. Arbiter’ların kalkmasıyla Arbeiter Tribunal da kalktı tabi. Observer ise Robotics Facility yapınca otomatik geliyor. Bunun dışında artık Dark Templar ve Archon için Dark Shrine diye bir bina gerekiyor. Shield Battery artık yok.

Birimlere gelince… Aynı kalan birim zaten yok gibi.

Nexus

Probe: Değişmeyen birimlerden:)

Gateway:

Zealot: Genel konsept aynı kalsa da, artık hızlarını artıran upgrade yok. Bunun yerine “charge” upgrade’i geldi. Araştırdığınızda, zealotların belli aralıklarla düşmanla aralarını birden kapamalarını sağlıyor.

Dragoon: Dragoon’lar artık yok, ancak Dragoon’dan iki birim türedi: Stalker ve Immortal.

High Templar: Değişen birimlerden. Psionic Storm duruyor ama bana öyle geldi ki alanı ve süresi azaltılmış. Bunun yanında Dark Archon’da olan Feedback özelliği de gelmiş. Illusion ise Sentry’de.

Dark Templar: Değişmeyen başka bir birim :)

Archongiller: Artık Dark Archon yok. Herhangi iki templar kombinasyonu Archon yaratıyor. Archon yine değişmeyen birimlerden.

Stalker: SC2 Gateway’ine eklenen Stalker, Dragoonlardan esinlenilmiş, içinde bir dark tempların enerjisini barındıran sibernetik bir savaş makinesi. Oldukça kırılganlar, ancak hızlılar, havaya vurabiliyorlar ve en güzeli, (araştırmasını yaptıysanız) yakın mesafe içinde gördükleri yere ışınlanabiliyorlar. Bir obs tepeleri gösteriyorsa, çok güzel harrassment yapılabiliyor:)

Sentry: SC2nin yepyeni birimi. Caster gibi özelliklere sahip, ancak zea ve stalkerdan çok da düşük olmayan hasar da verebiliyor ve üstüne havaya da vurabiliyor. High Templar’ın illusion özelliğinin yanı sıra, iki güzel özelliğe sahip. Birisi çevresindeki birimlere gelen ranged zararı artıran bir kalkan, ikinci ve bence daha ilginç özelliğiyse kısa süreliğine de olsa oldukça yeterli bir alana oluşturabildiği katı güç alanı. Basit bir örnek vereyim. Akın akın zergler akmaktadır Protoss üssüne. Protoss eldeki kuvvetleriyle bu orduyla başa çıkacak durumda değildir. Sentry gelir, tam rampanın ortasına güç kalkanı oluşturur ve Zerg gücünü ikiye böler. Kalkan ayaktayken öndeki grubu halleden protoss grubu, sonra ikinci gruba geçer. Arbetier’ın statisi gibi biraz, sadece birime değil alana yapılıyor. Tabi bi de sentry çok ucuz ve Cybernetics Core ile üretilebiliyor:)

Robotics Facility

Shuttle: Shuttle artık yok. Onun yerine Warp Prism geldi. Warp prism hava taşıtı olmanın yanı sıra bir de Phase moda geçebiliyor. Bu moda geçtiğinde hareketsiz kalıyor (hala uçan bir birim) ancak altındaki alanda bir pylon varmış gibi psionic matrix yaratıyor. Bunun en basit iki kullanım örneği: 1.Üssünüzdeki cannonları tutan pylon yıkılmıştır. WP gelir ve onları yeniden güçlendirir.

2.Düşmana saldırınız başlamıştır, ancak destek kuvvete ihtiyaç vardır. WP grupla beraber gider, phase moda girer ve Gatewaylerinizi Warp gate yapıp destek kuvvetlerinizi doğrudan savaşın arkasına ışınlarsınız. Arkanıza diyorum çünkü bu ışınlanma süresi (saniyeler) boyunca ışınlanan birimler saldırıya açık oluyor.

3. Warpgateleriniz hazırdır, prism uçarak, clifflerden falan düşmana göstermeden uygun konuma geçer (yeterince genişse üssünün olduğu yer bile olabilir) ve pylon alanı yaratılır. Warpgateler işler, kan dökülür.

Reaver: Dızzt. Artık yok!

Observer: Değişmeyen birimlerden.

Immortal: Dragoonların yeni kalkanlarla bezenmiş versiyonları. Immortal havaya ateş edemiyor ancak yeni kalkanları oldukça güzel. Şöyle ki, Immortal’a yapılan her saldırı, zırh vs azaltmalar sonunda, eğer 10dan yüksekse, hasarı 10’a indiriliyor. Örneğin bir marine ateş etti ve zırhla azaltılınca 7’ye düştü, bir değişiklik yok. Ama örneğin bir Dark Templar vurdu, zırhla azaltılmış hali 43. 10 vuruyor yine de. Böyle güzel bir olay. Ancak enerji kalkanı ayaktayken işe yarıyor. 100 Kalkanları olduğunu düşünürsek, en az 10 saldırı boyunca dayanıyor diyebiliriz. (çakallara not: özel yetenekler bildiğim kadarıyla kalkanları direk geçiyor, yamato, nuke vs. diğer çakallara not: evet terran’ın EMPsi kalkanları mahvediyor:) Armored birimlere karşı inanılmaz etkili.

Colossus: Bir bakıma Reaver’ın yerini doldurur gibi yapıyor colossus. Kendileri son derece pahalı, dev robotlar. War of Worlds ya da HL2deki üç ayaklıları düşünün. Bu dev yapıları sayesinde tepelerin üstünü görebiliyor, uzun bacaklarıyla hiç sorun yaşamadan tepelere tırmanabiliyorlar. Lazer silahları özellikle toplaşmış küçük birimleri yok edebiliyor. Ancak bu büyük boyları sayesinde aynı zamanda hem yere hem de havaya yapılan birimler tarafından vurulmaları mümkün.

Stargate

Scout: Scout artık yok :( Bkz. Phoenix?

Corsair: Corsair de yok:(( Bkz. Phoenix?

Arbeiter: Arbeiter da yok! Ama bkz. Mothership.

Carrier: Carrier hala var. İvit. Hala interceptorları var ve artık yapıldığı an 4 interceptorla geliyor ve 8’e çıkabiliyor.

Phoenix: Sadece havaya saldırabilen Phoenix, aynı zamanda yerdeki birimleri havaya fırlatan bir özelliğe sahip. Bunu yaptıklarında kendileri de saldıramıyorlar. Bunu nasıl kullanıyoruz? 1. Yerdeki birimleri savaştan düşürmek için, 2. Yerdeki birimleri teker teker kaldırıp havada geri kalan phoenixlerle yıkıma uğratmak için.

Void Ray: Void Ray ilginç bir birim. Havaya ve yere saldırabiliyor. Başta düşük bir hasarla başlıyor, ancak bir hedefin üstünde kaldığı sürece hasar artıyor. Hedefler arasında bir iki saniyelik geçiş hakkınız da oluyor bu bonusu kaybetmeden. RA2: Yuri's Revenge'de Yurinin minigunlı tankları vardı, onlar gibi biraz. Ne yaptığını bilen bir rakip pek tabi saldırılan birimleri geri çekebilir. Ancak çekilemeyen bir şeyler var ki onlar da binalar.

Son olarak SC2ye özel:

Nexus: Mothership

İlk videodaki halinin yerinde maalesef yeller esiyor. İlk gösterildiğinde kendine gelen mesafeli saldırıları engelleyen, yok işte zamanla falan oynayan, çok güçlü saldırıları olan ve binaları yıkıp geçecek özellikleri olan bir birimdi. Şimdi? Özelliklerini sayayım, SC1 oynayanlara tanıdık gelecektir.

1. Mass Recall: tıkladığınız alandaki birimleri mothershipin altına ışınlar

2. Cloaking field: Mothershipin etrafındaki birim ve binalar sürekli olarak görünmez kalır.

3. Vortex: belli bir alandaki dost ve düşmanları durdurur, ancak bu birimler hasara da maruz kalmazlar.

Kısacası bildiğiniz arbeiter. Farkı Vortex’in birimleri bir deliğe çekmesi (statis gibi katılaştırmak yerine) bir de dev gibi, çok pahalı ve aynı anda bir tane üretiliyor olması. Mesela upgradesiz hali sanırım bir marine’i 3 vuruşta falan alıyor. En azından 2.

Genel olarak Protoss havası korunmuş. Biraz fazla “düz ve sadece saldıran” birim varmış hissine kapılıyor insan ama daha da betadayız. Sürekli özellikler eklenip çıkarılıyor. Biraz anti-air konusunda zayıf gibi mesela şu an protoss. Bu arada bu Sc1den gelen ya da sc2de eklenip çıkarılan birim ve özelliklerin hemen hepsi map editöründe olacak SC2nin. Bir kısmı single player campaignde çıkacak. Tabi bu aynı zamanda, SC2:WoL veya sonraki expansionlara da eklenme şansları olduğu anlamına geliyor. Şimdilik Protoss cephesinden bu kadar.

En Taro Tassadar!

Merak edilenler

Kısaca, merak ettiğiniz konuları bu başlığın altına yazın, ben de cevaplayayım.

Starcraft ve ben

Video oyunlarıyla çok küçük yaştan itibaren ilgileniyor olsam da "bilgisayar oyunları" diyince benim tarihim 90ların sonlarına denk geliyor. Hatta yaklaşık olarak 98 sonu, 99 başı falan. Bu da işte Starcraft ve Brood War arasındaki döneme geliyor. Daha oyun demosu kavramını yeni anladığım (bi sürü oyun veriyor diye ağzım açık kalıp almıştım ilk level dergimi), strateji konseptleri karşısında çenemin düştüğü (Caesar III ve Populous III ilk oynadığım oyunlardı) bir dönemdi. Bu sırada babamın yakın zamanda aldığı sayısız bilgisayar dergisi CDlerinin birinin içinden çıkan demolardan biriydi Starcraft. Daha emeklemekte olan İngilizcem ve heyecanla herşeyi daha düzgün okumadan tıklayan halimle, Spawning Pool'u swimming pool diye okuyup EHEHE ADAMLAR ESPIRILI DE CANIMS:D:D:D diye oynamıştım. Takip eden yıllar içinde, Blizzard fanı olma yolunda, Warcraft II ve Diablonun önce demolarını, sonra oyunları bulacaktım.. ve SC+BW. Hala install ekranı aklımdadır, direk extract eden bir installerdı, ikonu da crosshair şeklindeydi. Tabi orjinal oyundan bihaber olarak kopya almıştım. Zaten küçük yerde yaşayan biri olarak haberdar olsam da bulma şansım yoktu. Ancak kopyanın içinde (tek CD'de iki oyundu!) videolar ve müzikler yoktu. Ben de oyunu bulduğum kafelere gidip oralarda bölümleri geçip izlemeye çalışırdım. Yıllar sonra aldığım ilk orijinal oyun da SC+BW olmuştur.

Oyunu aldığımdan beri hem SC'yi hem BW'yi pek çok kere bitirmişimdir. Battle.net tecrübem yok denecek kadar az olsa da, yurt arkadaşlarımdan birisi Türk SC "pro"larının olduğu güruhtan olunca, ister istemez oyun hakkındaki bilgim de sadece onları dinleyerek bile artmıştı. Hatta kısa bir süre "sahte kimlik" ile private server bile kurduğumuz oldu. Ancak genel tecrübem tek kişilik ya da "beraber bilgisayara karşı kasalım" şeklindeydi. Ki hayatımın en zengin oyun tecrübelerinden biri olduğunu düşünmeden söyleyebilirim. Gerek karakterleri, gerek senaryosu, gerek birimleri, gerek oynanışı... Kalbimde adeta taht kurmuştur. Hatta oyunun kötü yönlerin- Oyunun kötü yönü yok ki! Yani varsa da ben bilmiyorum. Gerçekten düşünemiyorum. Tabi bazı AI, pathing olayları falan var ve günümüzde grafikleri çok eski kaldı, ancak oyunun çıktığı yıllar için son derece "yeterli" grafikleri vardı ve pathing zaten çok da iyi değildi.

Yıllar sonra da... SCII çıkageldi! Büyük bir heyecandı, hem de ne heyecandı. Milyonlarca yürek patırpatır attı, stim yemiş gibi bir heyecanla dolduk, öte yandan bekleyeceğimizi bildiğimiz için de sağlam hp kaybettik. Ben şahsen çok kurcalamadım başta, biraz bekledim çıksın diye... ve zaman gittikçe yaklaştı.. Beta başladı!

Sonra, çok alakasız ve geyik bi şekilde, blizzard'da çalışan arkadaşıma "bana da bi key atarsın bi ara eehuehe" tadındaki yılışık mesajımdan sonra "neyin keyi?" diyince "anam?" diye bilgisayara yaklaşıp (bulaşık yıkamak üzere kalkıyodum çünkü) "sc2 eheh" yazmıştım o da "e desene veriym vardı bi tane" dedi ve key verdi. Bu kısım böyle özet oldu çünkü hatırlamıyorum. Gözlerim karardı, aklım uçtu, taklalar attım, sanki stimpackleri ardarda basıyordum ama medicler beni healliyordu. Sanki siege tankları dizmiştim de, zerglingler cliffin altından geçiyordu. Sanki psi storm çakmıştım tam ortaya, sanki nuke inmişti GÜÜM diye. Böyle garip duygular yaşadım. Çok ilginçti. Sonra da... sonrasını biliyorsunuz. Ya da öğreneceksiniz, bu blogun amacı bu:)

Hello world&Speşıl tenks

Starcraft II betası malumunuz başladı. Naçizane key bulmuş bir SC fanı olarak, ben de bir blog açıp görüş/bilgi paylaşımı yapayım dedim.

Yazmaya başlamadan, bana friends&family kontenjanından yer bulduğu için, arkadaşım Zel'e çok teşekkür etmek istiyorum. Gerçi Türkçesi pek yok ama olsun. :P